31/1/2008 ·
| ||
KANADALI bilim adamları, tamamen unutulduğu sanılan anıları "geri çağıracak" yeni bir tıbbi teknik keşfetti. Alzheimer ve hafıza kaybının beyindeki yıkıcı etkilerini ortadan kaldırabilecek keşif, ilginç bir tesadüf sonucu geldi: Toronto Western Hastanesi nöroloji profesörlerinden Op. Dr. Andres Lozano’nun önderliğindeki ekip, 50’li yaşlarda olan, yaklaşık 190 kilogram ağırlığındaki bir hastaya obezite tedavisi uyguluyordu. Tedavi kapsamında hastanın kafasına elektrotlar bağlandı ve kontrollü bir şekilde beyninin belirli bölgelerine elektrik akımı verildi. Amaç, bu zararsız elektrik şoklarıyla beyinde iştahı düzenleyen hipotalamusu uyararak hastanın açlık hissini kontrol etmek ve zayıflamasını sağlamaktı. Ancak operasyon sırasında beklenmeyen bir şey oldu. İsmi verilmeyen hasta iştahını kaybetmek yerine, 30 yıl önceki bir olayı, aniden tüm ayrıntılarıyla hatırlayıverdi. Doktorları şaşkına çeviren hasta, henüz 20 yaşındayken bir parkta arkadaşlarıyla geçirdiği bir günü, kız arkadaşını ve etrafta olup bitenleri tüm canlılığıyla, sanki yeniden yaşarmışçasına anımsadı. Yapılan ilave testler, elektrik akımının hafızayı canlandırdığını ve tamamen unutulduğu sanılan anıların aslında beyinden hiç silinmediğini ve "geri çağrılabileceğini" ortaya koydu. Hasta, hipotalamusun uyarılmasının devam ettiği üç hafta boyunca yapılan öğrenme testlerinde de giderek daha iyi notlar aldı. Alzheimer tedavisinde kullanılmaya başlandı Prof. Lozano, "hastanın başına takılan bu elektrotları, Parkinson tedavisinde de başarıyla kullanıyorduk, ancak bunların hafızayı geliştirebileceğini ilk kez ispatladık. Hafıza devrelerinin şiddetini artırarak hassasiyeti yükseltiyoruz ve böylece beyni, faaliyete sevkediyoruz" dedi. Annals of Neurology Dergisi’nin dün yayınlanan sayısında bu ilginç keşfi tüm detaylarıyla anlatan uzmanlar, yeni tekniği Alzheimer hastalarının tedavisinde kullanmaya başladı bile. Üç hastada şimdiden başarılı sonuçlar veren denemeler mutlu sonla biterse, tıpkı kalp pili gibi çalışan ve beyne düzenli olarak elektrik akımı vererek hafızayı canlı tutan bir "beyin pili" üretilebilecek. |
Yorum (0) Yorum yaz!
17/1/2008 ·
• Motosiklet kazalarının 3/4‘ü başka bir araçla çarpışma şeklinde olmuştur (özellikle binek otolarla).
• Motosiklet kazalarının yaklaşık 1/4’ü motosikletin yolda devrilmesi yada çevredeki sabit bir nesneye çarpması şeklinde olmuştur.
• Araç arızası nedeniyle meydana gelen kaza oranı %3’den daha az olup; tek başına yapılan motosiklet kazalarının büyük çoğunluğunun nedeni tekerleğin patlamasıdır.
• Tek başına yapılan motosiklet kazalarında, yağışlı hava kazaların yaklaşık 2/3’ünde sürücü hatasına (kayma, frenleme nedeniyle düşme yada virajı alamama) sebep olmaktadır.
• Yoldan kaynaklı kazaların oranı %2, hayvanların karıştığı kazaların oranı ise %1’dir.
• Çok sayıda aracın karıştığı kazalarda diğer araçların sürücülerinin motosiklet sürücülerini sıkıştırması ve bu nedenle kazaya sebep olmalarının oranı bu grup kazaların 2/3’üdür.
• Başka bir aracın karıştığı kazaların oluşmasında en önemli sebeplerden bir tanesi araç sürücüsünün, motosikleti ya çarpışmadan önce hiç görmemesi yada gördüğünde kazayı önlemek için çok geç olmasıdır.
• Araç sürücülerinin motosiklet sürücülerine yönelik saldırganca davranışları, kazalarda çok düşük bir oranı oluşturuyor. Çoğunlukla, araç sürücüsü çarpışmadan önce motosikleti görmüyor ve motosiklet düz giderken araç sürücüsü motosikletin önüne manevra yapmaktadır.
• Kavşaklar, araç sürücülerinin motosikleti sıkıştırdıkları yada trafik kurallarına uymadıkları için motosiklet kazalarının en çok olduğu yerlerdir.
• Hava şartları kazaların %98’inde bir faktör olmamaktadır.
• Pek çok motosiklet kazası eğlence, alışveriş, arkadaş ziyareti vb. nedenlerle yapılan kısa sürüşlerde ve gidilen yere yakın mahallerde meydana gelmektedir.
• Çok sayıda aracın karıştığı kazalarda motosiklet yada kazaya karışan diğer araç(lar), başka bir aracın görüşü engellemesi nedeniyle olmaktadır.
• Çok sayıda aracın karıştığı kazalarda motosikletin görünür olması kritik bir faktördür ve farın (gündüz dahil) açık olması, yada görünürlüğü arttıran montların (sarı, portakal rengi, parlak kırmızı renkli) giyilmesi kazaları belirgin ölçüde azaltmaktadır.
• Motosiklet kazalarının yaklaşık %62’sinden sonra yakıt sızıntısı meydana gelmektedir. Bu aynı zamanda yangın tehlikesi de yaratmaktadır.
• Çarpışma öncesi ortalama hız yaklaşık 50 km/saat, çarpışma sırasındaki ortalama hız 35km/saat, binde bir olarak çarpışma hızı ise 110km/saattir
• Kaza tehlikesi yaratan sebeplerin3/4’ünden fazlası, motosiklet sürücüsünün doğrudan karşıya bakarken başının 45’er derece sağ ve sol tarafında kalan alan içinde yer almaktadır.
• Motosiklet ve sürücüsünün karşıdan bakıldığında görülen yüzeylerin (cepheden görünüşün) görünürlüğü çok önemli bir faktördür.
• Motor arızalarından meydan gelen kazaların oranı çok düşük olup, bu arızaların çoğunluğu zamanında ve doğru bakımla giderilebilecek arızalardır.
• Kazalara karışan motosiklet sürücülerinin yaşları 16 ila 24 arasında oldukça yüksek iken, 30 ila 50 arasında tam tersine oldukça azdır. Motosiklet kazası yapan sürücülerin % 96’sını erkek sürücüler oluştururken, kazaya karışan kadın motosiklet sürücülerinin sayısı da oldukça fazladır.
• Zanaatkar, işçi ve öğrenciler göreceli olarak daha fazla kaza yapmaktadırlar. Öğrenci ve işsizlerin kaza oranı oldukça yüksektir.
• Kazaya karışan motosiklet sürücülerinin çoğu eğitimsiz kişilerden oluşmaktadır. Bunların %92’si motosiklet sürmeyi kendi kendilerine, aileden yada arkadaşlarından öğrenmişler. Motosiklet sürüş eğitiminin alınması hem kaza sayısını hem de kazada yaralanma durumunu azaltmakta.
• Motosiklet sürücülerinin karıştığı kazaların yarısından çoğunda, sürücünün 3 yıldan daha fazla sürüş tecrübesi olduğu halde, kaza yaptığı motosiklette 5 aydan daha az bir süre tecrübesi olduğu tespit edilmiştir. Dirty bike (Arazi motosikleti) tecrübesi olan sürücülerin karıştığı kaza oranı dikkate alınmayacak kadar azdır
• Sürücü için Sürüş becerisine ilişkin dikkatin kaybolması, motosiklet kazalarının tümünün ortak nedenidir.
• Hemen hemen ölümlü kazaların yarısında alkolün etkisi görülmüştür.
• Motosiklet sürücülerinde çarpışmadan kaçabilme konusunda ciddi problemler olduğu gözlenmiştir. Ön ve arka frenlerin doğru kullanılması kazaların oranını düşüren bir faktördür. Ani manevra (kıvırmaca) ve ani dönüş yeteneği pek çok motosiklet sürücüsünde eksiktir.
• Tipik bir motosiklet kazasında, sürücünün kendisini kazadan kurtarabileceği hareketi yapmak için 2 saniyeden az bir süresi bulunmaktadır.
• Sepetli motosikletlerin karıştıkları kaza oranı çok düşük.
• Motosikletle çarpışan araç sürücülerini, diğer kazalara karışan araç sürücülerinden ayıran çok farklı özellikler olmamakla beraber, çoğunlukla yaşları 20-29 arasındadır. Yaşı 69’dan büyük çok az sürücü vardır. Ayrıca bu sürücüler çoğunlukla motosiklete alışık değillerdir.
• Büyük değişim –modifikasyon-yapılmış motosikletlerin kaza oranı çok düşük ancak, karıştıkları kazalarda ciddi yaralanmalara sebep olmaktadırlar.
• Eldeki bilgilerden motosikletin renginin kazaya karışmada bir faktör olup olmadığı tespit edilememekle beraber bir önemi olduğu düşünülmemektedir.
• Motosiklet grenajları yada rüzgar camı gibi aksesuarların kazalara etkisi ihmal edilebilecek kadar küçüktür.
• Kazalara karışan sürücülerin çoğunun araç ruhsatı ve sürücü belgesi yoktur yada geri alınmıştır.
• Yarım modifiye edilen chooper motorlar ve kurye motorlarının karıştığı kaza sayısı çok fazladır.
• Somatik bölgelerdeki yaralanmaların yarısı ayak bileği, alt bacak, diz ve üst bacak bölgelerinde olmaktadır.
• Koruma demirleri yaralanmaları önlemede etkili bir önlem değildir. Ayak bileğinin yaralanma sayısındaki azalma, alt bacak, diz ve üst bacak yaralanmalarının sayısının artmasıyla dengelenmektedir.
• Kalın bot, mont ve eldiven giymek, basit kazalarda derinin sıyrılmasını yada parçalanmasını önlemede etkili olmakla beraber ciddi yaralanmalarda nadiren etkili olur.
• Karın bölgesinden yaralanmalı kazaların % 13’ünden fazlası çok sayıda aracın karıştığı kazalar grubunda olup, bu sırada motosikletin hızı ortalamanın üstündedir ve karşıdan çarpışma şeklindedir.
• Yaralanmaların ciddiyeti hız, alkol kullanım oranı ve motosikletin gücüne paralel olarak artmaktadır.
• Kaza yapan motosiklet sürücülerinin % 73’ünde gözlük (göz koruması) bulunmamaktadır ve rüzgarın korumasız göz üzerindeki etkili çok tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir.
• Motosiklet sürücülerinin yaklaşık % 50’si trafikte kask takmaktadırlar. Ancak bunlarında sadece % 40’ı kaza esnasında kask takmışlardır.
• Kask kullanma oranı, yetersiz eğitim seviyesine sahip, düşük öğrenim düzeyi olan kişiler ile genç motosikletçilerde sıcak günlerde yada kısa mesafeli sürüşlerde çok az olmaktadır.
• Ölümlü kazalarda kurbanlar çoğunlukla göğüs ve baş bölgelerinden yara almışlardır.
• Kask giymek tek başına kafa yaralanmalarının önlenmesinde ve derecesinin azaltılmasında kritik bir faktördür. FMVSS 218 standardına sahip kasklar yaralanmalara karşı önemli bir tedbirdir.
• Kask giymekten dolayı, kazaya sebep olabilecek bir trafik ikaz sesi duyulmaması, görüşün kısıtlanması, dikkatin dağılması vb nedene rastlanmamıştır.
• Kasklarda FMVSS 218 standardı trafik kazalarında yüksek koruma sağlayan standartları belirlemiştir ve sadece kafanın arkasını kapatacak yada tam kapalı kaskların yüz kısmında darbe önleyici modifikasyonlara izin vermiştir.
• Kask takan sürücü ve yolcular, her çeşit yaralanma ve tüm yaralanma seviyelerinde en az baş ve boyun yaralanma oranına sahiptir.
• Tam kapalı kask, korumayı arttırıyor ve özelikle yüz bölgesindeki yaralanmaları azaltıyor.
• Kask giymekle, boyun yaralanmalarından kurtulabileceğine dair garanti olmamakla birlikte, kask giyenler, giymeyenlere göre daha az boyun bölgesinden yaralanmaktadırlar. Kask giyenlerde basit boyun yaralanmaları olmakla beraber, kask ölümcül yada kritik boyun yaralanmaları çoğu zaman önlemektedir.
• Motosiklet sürücülerinin yaklaşık % 60’ı kaza anında kask giymemektedir. Bunların % 26’sı rahat olmaması nedeniyle hiç kask kullanmadıklarını, % 53’ü bir kazaya karışacaklarını ummadıklarını söylemektedirler.
• Motosiklet profili ortaya koyabilecek doğru bilgi sadece çeşitli trafik sitelerinden alınabilmektedir. Bununla beraber ruhsat ve ehliyet bilgilerinin çoğu gerçek kullanım ile ilgili değildir.
• Kazaya karışan sürücülerinin %10’un azında sağlık sigortası yada kasko güvencesi bulunmaktadır.
Yukarıdaki satırlar Enduroclub' dan alınmıştır.
Yorum (0) Yorum yaz!
16/1/2008 ·
![]() |
GÖZ YARALANMALARINDA KORUNMA VE İLK YARDIM |
|
| |
|
Biliyor musunuz ki, göz yaralanmalarının (kazalarının) %90'ı önlenebilir. Yine biliyor musunuz ki göz kazalarının (yaralanmallarının) %45'ı ev oritamında olur. İster evde, ister okulda, ister işte, ister oyunda, nerede olursanız olun, görmenizi koruyacak her önlemi almalısınız. Bu küçük broşürde, gözlerinizi yaralanmalardan korumak için bazı öneriler vereceğiz. Elbette bir kaza olduğunda sorunu tek başınıza çözemeyebilirsiniz. 0 durumda en yakınınızdaki hekime başvurmanız gerekecektir. İlk yardım yapıldıktan sonra sorununuzu hekiminizle paylaşabilirsiniz. Göz Yaralanmasından Korunma Göz yaralanmasına bağlı görme kaıyıplarını önlemede ilk ve en önemli adım yaralanmayı engellemektir. Evde ne yapalım? Günlük yaşantımıızda kullandığımız pek çok madde gözle değdiğinde ciddi yanmalarlyanıklar yapar. 0 nedenle; spreyleri kullanırken (saç spreyi, sprey deodorant, spreyli temizlik araçları) Çok dikkatli olun ve gözünüze gelmemesi için çıkış deliğini dışarıya ve göz seviyesinden aşağıya ayarlayın. * Kimyasal sıvılar , deterjanlar, amonyak türü maddelerin (temizlikte ve diğer amaçla kullanın) kulianma kılavuzlarını dikkatlice okuyun. Her kullarııştan sonra ellerinizi iyice yıkayın ki, göze bulaşma olmasın. *Yağda kızartma yaparken, kızgın yağın sıçramasını önlemek için tencere ve tavaya kapak kullanın. * Çok kuwetli kimyasal kullanmanız gerektiğinde göze teması engellemek için gözlük {mümkünse özel gözlük) kullanın.. *Güneş lambaları (ultraviyole) kullanırken opak camlı gözlük kullanın. *Özellikle çocuklar çevrede iken bıçak, çatal gibi araçların kullanımına özen gösterin. İşyerinde Pek Çok cisim ummadığımız şekilde uçarak gözünüze çarpabilir ve göze zarar verir. *İşinizde metal ya da diğer parçacıkların göze çarpma riski varsa (marangoz, demirci) mutlaka özel iş gözlüğü kullanmalısınız. *Kaynağa bakmak çok tehlikelidir. İşiniz bunu gerektiriyorsa özel gözlük kullanmalısınız. *Tanımadığınız bir aleti kullanırken mutlaka kullanım kılavuzunu okumalı ya da yardım istemelisiniz. *İşe başlarken "gözlerimi uçan parçacıklardan, dumandan, tozdan nasıl korurum?" diye düşünmelisiniz. Çocuklarla Uygun biçimde kullanimazsa pek çok oyun ve oyuncak göze zarar verebilir *Çocuklara oyuncak seçerken yaşlarını ve sorumluluk alma derecelerini gözönünde bulundurun. Özellikle çat- pat, dart ve oyuncak tabancaları satın almayın. Ayrıca çocukların kağıt külah içinden üfleyerek uzağa fırlattıkları kağıt parçaları ile oluşturdukları bir oyun ülkemizde çok yaygındır. Bu kağıt parçalarının içine iğne koyabilmektedirler. Bu çok tehlikelidir. Bu oyunu yasaklamalısınız. *Çocukların tehlikeli bir oyun oynadıklarını gördüğünüzde bunları engellemelisiniz: Kartopu gibi, sönmemiş kireç kalıntılarına taş atmak gibi, şişelerle koşmak gibi. *Çocuklara makas gibi, kalem gibi tehlikeli olabilecek cisimleri nasıl kulianacaklarını öğretmelisiniz. Bahçede/Tarlada *Buğday başakları da dahil pek çok bitki çarptığında göze zarar verir. Özellikle dikenleri varsa. AIçak dallı ağaçların yanında dikkatli olunmalıdır. *Odun kırma işlemi, fırlayan parçacıklar nedeniyle önemli bir yaralanma nedenidir. Özel dikkat belki de gözlük takılması gereklidir. Havaifışek Havaifişekler her yaş grubu için çok önemli bir göz yaralanması nedenidir. *Patlayıcı olan türleri kullanılmamalıdır. *Çocukların havaifişek ile ilişkisi olmamalıdır. *Havaifışek atılırken yakınında olunmamalıdır. Tüm öneriler bir uzun listeden kısa bir derlemedir. Biliniz ki; bir işi yaparken "gözü nasıl korurum?"diye düşünmeniz bile yeterli ve önemli bir önlemdir. İLK YARDIM İlk yardım ve hemen sonrası gerekli yere başvuru önemlidir. Göze Birşey Kaçtığında Asla gözünüzü oğuşturmayın. Üst göz kapağını kirpiklerden tutarak alt göz kapağının derinliklerine kaçan kaçan cismi hareket ettirecek ve birkaç kez göz kırpmak ile cisim gözden çıkacaktır. Gözlerinizi açıp soğuk suyla gözü yıkamanız da yararlı olur. Eğer çıkaramazsanız, uğraşmayın ve hekime başvurun. Göze Sert BIr Çarpma Olmuşsa *Ağrı ve şişmeyi önlemek için hemen, 15 dakika süreyle soğuk baskı uygulayın (buz ya da soğuk suya batırılmış havlu ya da bez parçası ile). Göz ya da Kapaklarda Kesi Varsa *Gözü gevşek olarak bandlayın ve hemen hekime başvurun. Asla baskı uygulamayın, gözü oğuşturmayın. Kimyasal Yanıklar Gözü hemen suyla yıkayın. Bu sırada göz kapaklarını açmanız gerekir. Başı temiz bir su kaynağının (kabın) içine sokup gözlerinizi açarak da yapabilirsiniz. Bu işlem en az 15 dakika sürmelidir. Bu arada gözün oynatılması (sağa-sola, yukarı-aşağı), iyice yıkanmasını sağlar. Kapama uygulamayın. Yıkadıktan sonra hekime başvurun. UNUTMAYIN erken, doğru tedavi ile görme korunur ancak yine unutmayın ki, korunma ve ilk yardım Çok daha önemlidir | |
Yorum (1) Yorum yaz!
15/1/2008 ·
Obeziteye spreyli çözüm
Amerikan Compellis Eczacılık firması, obeziteye (aşırı şişmanlık) karşı bir burun spreyi geliştirdiğini ve ilaç için ilk patenti aldığını açıkladı. Boston merkezli firmanın Başkanı Chris Adams'ın verdiği bilgilere göre, burun spreyi koku ve tat alma duyularını bloke edip yeme dürtüsünü bastırıyor.
Cdris Adams, "Çok basit bir iş, koku ve tat alma duyularını bloke ediyorsunuz, o kadar" diye konuştu. Şimdiye kadar obeziteyle mücadelede bu yöntemin akla getirilmediğini söyleyen Adams, yapılan deneylerde spreyin işe yaradığını vurguladı. Adams, "Kokusunu ve tadını almadığımız bir şeyi canımız çekmez" dedi.
Yorum (0) Yorum yaz!
13/1/2008 ·
|
bilinmesi gereken bazı gerçekler... Dünya sağlık örgütü istatistiklerine göre dünya ülkelerinin birçoğunda en çok rastlanan ve en çok ölüme yol açan nedenler arasında ilk sırayı akciğer kanseri alıyor. Son 40 yılda yüzde 250 oranında artış gösteren akciğer kanserine sadece ABD'de her yıl 160 bin kişi yakalanıyor. Türkiye'de ise her yıl 30-40 bin kişide akciğer kanseri görülüyor. Bir başka araştırmaya göre akciğer kanserinin yüzde 85'i, kronik bronşit'in yüzde 75'i, kalp hastalıklarının yüzde 25'i sigaradan kaynaklanıyor. Uzmanlar, 100 bin kişilik nüfusta hiç sigara içmeyenlerin akciğer kanserine yakalanma oranının yüzde 0.1-0.2, günde bir paket icenlerde yüzde 44, 1-2 paket içenlerde 58, günde 2 paket ya da daha fazla içenlerde 72 olduğuna dikkat çekiyor. Marmara Universitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (MARÇEV) ile Sigara ve Diğer Alışkanlık Yapıcı Kimyasallar Etkileşim Birimi ve Dünya Sağlık Teşkilatı kaynaklarından alınan bilgilere göre tütün ve sağlık konusunda bilinmesi gereken gerçekler şöyle sıralanıyor.
SİGARANIN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR:
Mark Twain "Sigarayı bırakmak kolay, ben bunu bin kere yaptım" demiş. Belki siz de bırakmaya çalıştınız. İsterseniz neden bu kadar zorlandığınıza bir göz atalım. Sigara iki tip bağımlılık yapar.
Sigara, içildikten sonra mutluluk veren duygular uyandırdığından hemen hemen tüm sigara içenler gitgide içtikleri miktarı artırma eğilimindedirler. Sinir sistemi nikotine adapte oldukça içilen miktar yine artar, böylece kandaki nikotin miktarı da artar. Daha sonra belli bir düzeye erişince tiryaki bu düzeydeki nikotin miktarını sağlamak için sigara içmeye devam eder. Sigarayı bırakmaya çalıştığınızda vücudunuz hem fiziksel olarak nikotinin eksikliğine reaksiyon gösterir, hem de bir yandan psikolojik olarak alışkanlıklardan kurtulmakla yüzyüze kalırsınız. İkisini birden göğüslemek oldukça zor bir iştir. Nikotin eksikliği sebebiyle aşağıdaki semptomlar görülebilir.
Semptomlar son sigaranızdan sonra 48 ila 72 saat içerisinde doruğa çıkacaktır. Daha sonra azalarak birkaç gün içinde bitecektir. Psikolojik bağımlılığı aşmak belki de işin daha zor kısmı. Çünkü önce sigarayı içmeyi öğreniyorsunuz. Yemekten sonra, çok yorulduğunuzda, stresli olduğunuzda, çok keyifli olduğunuzda, arabaya bindiğinizde, sabah uyandığınızda vb. Siz tüm bu durumlarla kafanızda bağlantılar kurdunuz önce. Artık bu gibi durumlarda otomatik olarak sigara yakacak kadar alışkınsınız sigaraya. Bırakırken bu bağlantıları kırmanız gerekecek. SİGARAYA KARŞI ZAFER KAZANMAK:Sigara içen insanların hemen hemen hepsi bu dertten kurtulmak ister. Yukarıda yazılmış olan her şeyi herkes az çok bilir. Sigara içen insanların tamamı sigaranın sağlıkları için ne büyük bir tehlike oluşturduğunu, çocuklarına ya da sevdiklerine ne kadar kötü bir örnek olduğunu, sigara içmeyenleri ne kadar rahatsız ettiğini ve de ne kadar çok para kaybına neden olduğunu bilir. Sigaradan kurtulmak gerçekten kolay bir iş değildir. Ama sonuçta milyonlarca insan da sigarayı tamamen bırakmayı başarmıştır. Birazcık iradesi olan bir insan, bu milyonların arasına çok rahat girebilir.Peki sigarayı bırakmak sadece irade işi midir? Bir insanın herhangi bir hareketi yapması için, ya kendine göre mantıklı sebebler bulması lazım, ya da bu hareketi silah zoruyla yapması lazım. Kimse sizin başınıza silah dayayıp, sigarayı bıraktırmak istemediğine göre, kendinize mantıklı sebebler bulmanız lazım. Şurası bir gerçektir ki, akciğer kanseri olmak üzere olan biri ya da kangren olmak üzere olan birinin sigarayı bırakmak için çok mantıklı sebebleri vardır. Sizin de mantıklı sebebleriniz olması için illaki iş buraya kadar mı gelmeli? Lütfen aşağıdaki tavsiyelere bir göz atın. Sigarayı hangi nedenlerden dolayı bırakmak istediğinizi bir kağıda yazın. Bu işin ne kadar zor bir iş olduğunu tamamen kafanızdan çıkarın. Zor kelimesi ile imkansız kelimesi çok farklı şeylerdir. Kafanızda herhangi bir tarih belirleyin ve bunu da kağıda yazın. Bu tarihe kadar asla elinizdeki sigara paketi tamamen bitmeden yeni bir paket almayın. Yanınızda çakmak taşımayı bırakın. Çakmağa ihtiyacınız olduğunda bunu başkalarından isteyin. Her sigara yakarken kendinizi mümkünse bir aynada izleyin. Kül tablanızı boşaltmayın. Sigarayı bırakma tarihinden bir gün önce içebildiğiniz kadar çok sigara için. Ailenize, arkadaşlarınıza ve sevdiğiniz herkese sigarayı bırakacağınızı ilan edin. Sigarayı bırakmayı ilan ettiğiniz günde elinizde kalmış olan bütün siagara paketlerini, kibritleri ve de çakmakları çöpe atın, kül tablalarını boşaltın. Sürekli, sigara içmemekle kazanacağınız şeyleri düşünün. Devamlı bir şeylerle meşgul olun. Sinemaya gidin, tiyatroya gidin, uzun yürüyüşler yapın, lokantanın sigara içilmeyen bölümünde yemek yiyin. Dişçiye gidip dişlerinizi temizletin. Sigarayı bırakmayı hedeflediğiniz ilk günde ve sonraki günlerde, mümkün olduğunca sigara içmenin yasak olduğu yerlerde bulunun. Günde yaklaşık 4 litre su için. Her sigara içme isteği geldiğinde bir bardak su veya başka bir içecek için. Kahve ve de alkolden de kaçının. Elinizde sizi oyalayacak kalem veya başka bir şeyler tutun. Şekersiz sakız çiğnemeye çalışın. Dişlerinizi yemek yedikten hemen sonra uzun süre fırçalayın. Bir anda gelip giden, sizi sigara içmeye aşırı derecede teşvik eden durumlarla mücadele edin. Sigara içmemekle ulaşacağınız yeni dünyayı düşünün. Bir kaç gün sigara içmeyen arkadaşlarınızla birlikte bulunun. Başkalarının sigara içmesi ve sizin de buna seyirci kalmanız, sizi de teşvik edecektir. Bunu bilerekten sigara içen arkadaşlarınızın yanına gidin. Düzenli olarak egzersiz yapın. Sigara içenlerin yapmakta zorlandığı aktiviteleri yapmaya çalışın. Bu işi başardığınızda bu aktiviteleri tamamen yapabileceğinizi unutmayın. Bol bol dinlenin. Dış görünüşünüze çok önem verin. Bol bol aynada kendinize bakın.Hiç kimsenin evinizde sigara içmesine müsaade etmeyin. Şayet sigara içme krizi gelirse, hemen bir şeyler için veya yiyin. Sakız çiğneyin veya bir elma yiyin veya biraz çekirdek çıtlatın. On kere çok derin nefes alın. Aldığınız onuncu nefesi bir süre tutun. Bu esnada bir kibrit yakın. Yavaşçana kibriti üfleyerek söndürün. Kriz çabuk geldiği gibi çabuk da kaybolur, yeter ki kendinizi gevşetmeyi bilin. Kendinizi serbest bırakın ve çok hoşunuza giden şeyler düşünün. Sadece o huzur dolu görüntüye konsantre olun. Hiç bir zaman bir taneden bir şey çıkmaz diye düşünmeyin. Hiç bir zaman bir tanenin kimseye zararı olmaz diye düşünmeyin -geri dönüşü olmayan bir hata bütün çabalarınıza son verebilir. Sigarayı bırakma sebeblerinizi yazmış olduğunuz kağıda, bu sefer de sigarayı bırakmakla ne kadar memnun olduğunuzu yazın. |
|
Yorum (1) Yorum yaz!
12/1/2008 ·
![]() |
GENEL İLKYARDIM BİLGİLERİ |
|
| |
|
İlkyardım nedir? Herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır. Acil tedavi nedir? Acil tedavi ünitelerinde, hasta/yaralılara doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir. İlkyardımcı kimdir? İlkyardım tanımında belirtilen amaç doğrultusunda hasta veya yaralıya tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç gereçlerle, ilaçsız uygulamaları yapan eğitim almış kişi ya da kişilerdir. İlkyardım ve acil tedavi arasındaki fark nedir? Acil tedavi bu konuda ehliyetli kişilerce gerekli donanımla yapılan müdahale olmasına karşın, ilkyardım bu konuda eğitim almış herkesin olayın olduğu yerde bulabildiği malzemeleri kullanarak yaptığı hayat kurtarıcı müdahaledir. İlkyardımın öncelikli amaçları nelerdir?
İlkyardım temel uygulamaları Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK) olarak ifade edilir. Koruma: Kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesini kapsar. En önemli işlem olay yerinde oluşabilecek tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır. Bildirme: Olay / kaza mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde telefon veya diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir. Türkiye'de ilkyardım gerektiren her durumda telefon iletişimleri, 112 acil telefon numarası üzerinden gerçekleştirilir. Kurtarma (Müdahale): Olay yerinde hasta / yaralılara müdahale hızlı ancak sakin bir şekilde yapılmalıdır. 112’nin aranması sırasında nelere dikkat edilmelidir?
Olay yeri genellikle insanların telaşlı ve heyecanlı oldukları ortamlardır. Bu durumda ilkyardımcı sakin ve kararlı bir şekilde olayın sorumluluğunu alarak gerekli müdahaleleri doğru olarak yapmalıdır. Bunun için bir ilkyardımcıda aşağıdaki özelliklerin olması gerekmektedir:
Hayat kurtarma zinciri 4 halkadan oluşur. Son iki halka ileri yaşam desteğine aittir ve ilkyardımcının görevi değildir.
Bilinç kontrol edilmeli, bilinç kapalı ise aşağıdakiler hızla değerlendirilmelidir:
B. Solunumun değerlendirilmesi ( Bak-Dinle-Hisset) C. Dolaşımın değerlendirilmesi (Şah damarından 5 saniye nabız alınarak yapılır) | |
Kaynak: TEMEL İLKYARDIM UYGULAMALARI BECERİ REHBERİ | |
Yorum (0) Yorum yaz!
12/1/2008 ·
|
SOĞUK KIŞ GÜNLERİNİN KORUYUCUSU BAL
Soğuk kış günlerinin gelmesi ile beraber üst solunum yolu hastalıklarında da artış meydena gelmeye başladı. İnsanlar, kendilerini ve aile bireylerini bu hastalıklardan korumak için pek çok metod deniyor. Oysa. hastalıktan korunmanın yolu oldukça basit, bilinçli ve doğru bir şekilde bal tuketmek. Bal yüzyıllardır şifa kaynağı olarak bilinen hastalıkların tedavisinde kullanılan oldukça zengin içerikli bir üründür. Balın bileşimini yüzde 17,1i su,yüzde 82,4 karbonhidrat ve yüzde 0,5 prateinler,aminoasitler, vitaminler ve mineraller oluşturur. Niasin,riboflavin ve pantothenik asit gibi vitamenler ile kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, manganez, fosfor, potasyum ve çinko gibi meneraller de barındırır.
|
Merak etmeyin yaz yine gelecek !
Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Kalkan Belsesinde yaz bir başka güzel...
Kalkan Hakkında ayrıntılı bilgi için...
http://tatilcennetikalkan.blogcu.com adresimizi mutlaka ziyaret edin...
Yorum (0) Yorum yaz!
12/1/2008 ·
Gençlik Kaynağı Polen
Ege Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Arıcılık Şube Müdürü Dr. Ali İhsan Öztürk, polenin bir canlının büyümesi ve gelişmesi için gerekli olan bütün besin elementlerini denge içinde bulunduran dünyadaki ender maddelerden biri olduğunu, propolisin ise doğanın antibiyotiği konumunda bulunduğunu söyledi. Dr. Öztürk, polenin, kanser ve bütün prostat problemlerinde iyileştirici etki gösterdiğini ifade etti. Öztürk, "Polen bir protein deposu olduğu gibi aynı zamanda bir enerji kaynağıdır. 100 gram polen ortalama 270 kalori verir.
Polen atletik performans, daha iyi sindirim, gençleşme, deride canlanma, iştah, hemoglobin miktarını artırma gibi olumlu etkilerin yanı sıra soğuk algınlığı, kısırlık, kansızlık, yüksek kan basıncı, sinirsel ve hormonal hastalıklar ile ülser üzerine tedavi edici etki göstermektedir" dedi. Propolisin tıpta ilaç hammaddesi olarak kullanıldığını, koruyucu ve tedavi edici özellikleriyle bilindiğini belirten çeken Öztürk, "Propolis, doğanın antibiyotiğidir.
Özellikle sindirim ve üriner sistem rahatsızlıkları nın tedavisinde birebirdir. Propolisin kanser, mide ülseri, cüzzam, bağışıklık sistemi, bronşit, ağız içi aft, yüksek kan basıncı, karaciğerin korunması, kılcal damarların güçlendirilmesi üzerine iyileştirici ve olumlu etki gösterdiği bilinmektedir" şeklinde konuştu.
Yorum (0) Yorum yaz!
11/1/2008 ·
Anne sütünün faydalarına bir yenisi daha eklendi. Anne sütüyle beslenen bebek ağrıyı daha az hissediyor.
Yeni doğan bebekler üzerinde yapılan araştırmalar eski metotları yeniden gün ışığına çıkarıyor. Kan alınırken iğnenin verdiği acının hafifletilmesi üzerine yapılan araştırmalarda, anne sütüyle beslenen bebeklerin, kundaklanan, sakinleştirici veya plasebo verilen bebeklere oranla daha az acı çektiği gözlendi.
Anne sütünün yeni doğan bebekler için en etkili doğal ağrı kesici olduğu araştırmalarla saptandı.
Araştırma kapsamında yeni doğan bebeklerden kan alırken iğnenin ne kadar acı verdiği ölçülmeye çalışıldı ve anne sütü ile beslenen bebeklerin biberonla beslenen bebeklere kıyasla daha az acı hissettiği saptandı.
Bin bebek üzerinde yapılan araştırmada, uzmanlar ağrı derecesini bebeklerin kalp atışlarındaki ve nefes alışlarındaki değişikliklerle, kan alındıktan sonraki ağlama süresine bakarak tespit etti.
Uzmanlara göre anne sütü içerdiği kimyasallar nedeniyle doğal ağrı kesici endorfin hormonu salgılanmasını tetikleyip ağrıyı hafifletiyor.
Bir başka teori ise anne sütüyle beslenen bebeklerin anneleriyle yakın temasta olmalarının verdiği huzurun ağrı hissini hafiflettiği.
Kısacası her türlü emzirmek bebek için çok faydalı. Ben anne içinde çok faydalı olacağına inanıyorum. Çocuğunuzla daha yakın ve daha mutlu olursunuz...
Lütfen Bebeklerimizi emzirelim...
Yorum (0) Yorum yaz!
11/1/2008 ·
|
SOĞUGA KARŞI PEKMEZ !
Kış mevsiminin vazgeçilmez besini olan pekmez, sağlık açısında insan vücudu için doğal bir kalkan vazifesi görüyor. Pekmez yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağı olduğu, özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük kısmını karşıladığı vurgulandı.
|
Yorum (0) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »



